Sevgili kardeşlerimiz ve gönüldaşlarımız;
33 yıldır acısıyla tatlısıyla beraberiz, Zaferimizi hasbelkader çıkarmaya çalışıyoruz Geriye doğru şöyle bir baktığımızda nice zorlu, meşakkatli dönemlerden geçtiğimiz görülüyor. 1970li yılların son diliminde koyu sisler içindeydik. Hem ülke hem de kurumlar olarak. Sonra 1980li yılların malum sarsıntılarını yaşadık. Kağıt sıkıntısı bir yandan, matbaa, mekan ve insan zorlukları diğer yandan ve elbetteki maddi problemler. Ama çok şükür siz sevgili dostlarımızın gayret ve duaları ile o engelleri de aştık. Ve hemen ardından bir on yıllık zaferin müjdeli, yüzleri güldüren, topluma taze bir heyecan veren sayıları çıkmaya başladı peş peşe. Medya ve basın dünyası Zaferin gündeme taşıdığı konuları konuşur ve anlatır oldu. Yine aynı yıllara rastlayan “Gerçeğe Doğru” serisinde bu dönemde muazzam bir hizmet oldu. 1990'lı yıllara kadar böylece geldik. Ardından ülkenin yaşadığı zorlulara paralel olarak biz de inişler çıkışlar yaşadık. Rabbimize sonsuz hamd olsun bu güne kadar yine hiçbir sayı atlamadan Zaferi sizlere ulaştırmaya çalıştık, çabaladık. Malumunuz 1999 zelzelesi milat oldu hepimiz için Zafer için de ....
Ama yine dostlar sadık okuyucular ve dualarla bu günleri de bıraktık. Şimdi 2009 yılı itibariyle Zafer tekrar taze bir kan değişimi ile yenilendi ve kendine geldi. Bu değişim Zafer'in muhtevasına da yansıdı. Ruhlar da bu değişimi hissetti. Halisane niyetler dalga dalga yurdun her yanını sardı. Ve çok uzun bir aradan sonra Zafer'in tirajında ilk defa yükselişler yaşandı. Mutluyuz , sevinçliyiz, rabbimize sonsuz şükürler ediyoruz. Neler yapabiliriz diye çabalıyor, düşünüyoruz. Zafer'in bu gülen yüzünü sürekli kılmaya bu açan gülü soldurmamaya davet ediyoruz.
Bir yazar şöyle der “kuşağımızın en büyük devrimi insanların zihinlerinin içini değiştirerek hayatlarını değiştirebileceklerini keşfetmesidir”. Bu keşif bize hangi kapalı kapıları açıyor ? diye biz de kendimize sormalıyız. Zafer Dergisi'nin bu bağlamda ruhlar ve fikirler üzerinde 33 yıldır meydana getirdiği değişikliğin izini sürmeli bu hizmetin peşini bırakmamalıyız. Rabbimiz bizlere ne kadar harika bir hizmet yolu ve metodu ihsan etmiş. Bunu düşünmek zorundayız.
Psikologlar bu bunalım ve stres çağında insanların kendilerini hayata bağlayacak yüze payeler aradıklarını belirtiyorlar. İnsanların hayatta şikayet ve beklentileri ne kadar farklı olsa da hakikat değişmiyor. Herkes ölümlü ve fani bir hayatı baki bir hayata çevirmek istiyor . Ulvi gayelere bağlanmak istiyorlar. Kolay mı ? Elbette değil. Hatta yanlış fikirler sapık dinler ve ideolojiler de bu uygun havayı kolluyorlar.
İşte Zafer Dergisi tam bu noktada insanlara deva olacak çareler ve reçeteler sunuyor. Her sayımızdaki yazıların çeşitliliği ile okuyanların kalp ve aklına sesleniyor, onlara zengin bir tedavi imkanı sunuyor. Çünkü biz sadece bir dergi çıkarmıyoruz. Dergi ile Zafer ile yıllardır bu yaralı ruhlara karışık zihinlere gayesinden uzaklaşmış hayatlara ışık olmaya deva olmaya çalışıyoruz. Bu ağır ama önemli sorumluluğun bilincindeyiz. İşte bu ulvi gayeyle ve gayretle 33 yılı da geride bırakırken yeni yıla yepyeni bir şevkle girerken size de yeniden bir merhaba diyelim, dostluklarımızı tazeleyelim tekrar dedik.
Rabbim el ele, gönül gönüle nice hayırlara birlikte yürümeyi nasip etsin. İnşallah amel defterimizin kıyamete kadar kapanmayan sayfasında bu sevaplar, bu ecirler ötede de ebedi alemlerde karşımıza çıkar ümidiyle, yine beraber Rabbimize dualar edelim. Zafer sayılarında omuz omuza beraber yürüyelim inşallah.
Bir öykü ile tamamlayalım sözümüzü;
Bir adam değerli bir halıyı satmaya çalışıyordu.Bu halı için 100 altın verir diye bağırarak tüm kenti dolaştı. Satışı tamamladıktan sonra birisi satıcıya yaklaşıp “bu paha biçilmeyen halı için niye daha fazla istemedin” diye sordu.Satıcı “ 100 den büyük sayı var mı ? ” diye karşılık verdi.
Biz de elimizdeki derginin yani Zaferimizin yıllar yılı ne kadar antika ve değerli olduğunu biliyoruz ama bu uğurda Allah rızasından ve onun güzel adını yüceltmekten daha büyük bir şey bilmiyorum.
Bizim hayatımızın temel sorunlarını bizim gibi fertlerin belirlemesine izin vermeyelim özgür olmak isteyen ruhları bu felaketten ve bu tutsaklıktan kurtarmak için omuz omuza verelim. Silkelenelim inşallah dünyanın bu son dönemecinde yine mübarek bir bahar ve diriliş sabahı bizleri bekliyor. Taş olmayan bunu diyor. Mevlana nın dediği gibi bin bahar görse taş yeşermez, taşlaşmış zihniyetin arasından sıyrılıp bu bahar, bu mevsim böyle doğalım yeniden hayata..
Yatay boyuttan çıkıp bilmenin , anlamanın , uyanmanın ve kendimiz olmanın dikey boyutuna yükselmenin zamanıdır. Mevlana'ya yeniden yol veren bu.
Kendimizden başlayarak yaşadığımız hayatın anlam haritalarını sogulamalıyız.
Duayla 33 yıldır hiç eskimeyen dostluklara ve sevgiyle…
Selim Gündüzalp
Zafer Dergisi Genel Yayın Yönetmeni